//TAMER İ.

Bilgisayar başında bir iş hayal ediyorsanız Türkiye’de kalın…

Selam arkadaşlar. Ben TAMER İBRAHİM, Marmara üniversitesi işletme bolumu mezunuyum, aslen Kosovalıyım ve su an Kosova’da ikamet etmekteyim.

Gecen yaz Work and Travel organizasyonuna katılan öğrencilerden biriyim, orda 4 ay kalmanın bana kattığı tecrübelerimi en kısa çizgileriyle sizlere yani bu programa katılmak isteyenlere aktarmak istedim, bunu yapmamın nedeni de, geçen yıl ABD ye gitmeden önce kafamda bir çok soru işaretlerin oluşuydu, kendime sürekli sunu diyordum: keşke benden önce ABD ye giden biriyle karşılaşsam ve ona kafamda kalan soruları sorsam. İşte ben elimden geldiğince sizin muhtemelen en çok sorabileceğiniz sorulara yanıt olabilecek nitelikteki tecrübelerimi aktarmaya çalışacağım:

Geçen yılın haziran 25’iydi gece 11’de New York’a vardım. Tek başıma değildim. Benimle birlikte 3 arkadaşım daha vardı. Hepimiz çok heyecanlıydık. Hiç tanımadığımız bir ülkeye, bir şehre varmıştık. Hava alanına vardığınız anda farklı bir dünyada olduğunuzu hissedeceksiniz. En azından ben ve arkadaşlarım öyle hissettik. New York’ta bulunan Columbia Üniversitesi’nde 1 gece kaldık, gerçekten insanın zevkle eğitim göreceği yerlerden biriydi bu. Orada yalnız değildik. Dünyanın farklı ülkelerinden farklı milliyetten öğrenciler vardı. Çok renkli bir mozaik ortaya çıkmıştı. Herkes çalışacağı şehre gitmek için bilet bulma telaşı içindeydi. Tabi ben ve arkadaşlarım da ayni telaşı yaşadık. Akşama Harrisburg  (Pensilvanya’nın başkenti) şehrine vardık. Yolculuk süresince farklı şehirlerden geçerken hala Amerika’da olduğuma inanamıyordum.

Harrisburg’a vardığımızda şirketimizin bize ayarladığı 3 odalık çok güzel bir daireye yerleştik (adresi İstanbul’dan bize verilmişti). Ertesi gün işverenlerimizle tanışma günüydü ve o gün de çok heyecanlanmıştık. Acaba İngilizcemiz onlarla iletişim kurabilecek seviyede mi? Onların bize tavrı nasıl olacak? gibi sorular vardı kafamızda. Ve karşımıza çok sıcak ve hoş insanlar (menagerler) çıktı. Bizim yabancı ülkelerden geldiğimizi bildikleri için İngilizce açısından çok büyük beklentileri de yoktu çünkü Amerikalıların çoğu tek dil biliyor ve bizim tarzanca İngilizcemize bile hayran kalıyorlardı. Yani Basic İngilizceniz varsa bile bu size hayli hayli yeter zaten oraya gitmemizin bir nedeni de İngilizceyi geliştirmek.

İş konusuna gelince bilgisayar başında bir iş hayal ediyorsanız Türkiye’de kalın çünkü orada bizim yaptığımız işler genelde fiziki ve yaz aylarında öğrencilerin harçlık parası kazanmak için yaptıkları işlerdi. İnanın çöp taşımak, sandviç yapmak (ki ben bunu yaptım) ve buna benzer işler bile insana çok şey kazandırıyor; insanda okul okuma ve o işi bir daha gelecekte yapmamak için çalışma azmi ve isteği yaratıyor.

Oralarda belli bir süre kaldıktan sonra 2. hatta 3. iş bulma imkânınız oluyor ki ben 4 farklı iş yerinde çalıştım ver her çalıştığım yerde farklı insanlardan farklı tecrübeler edindim; farklı kültürler farklı karakterler gördüm. Bunların hepsi tecrübeydi ve inanın Amerika’da paradan kazanacağınız çok daha önemli şeylerdi bunlar. Tabi ki çok zorluklar da başımdan geçti. Mesela is yerim evimden 20 km uzaktaydı. Bazen taksi parası vermemek için  bu mesafeyi bisikletle geçtiğim de oluyordu. Kazandığım kondisyonla olimpiyatlarda büyük ihtimale madalya alma şansım yüksek olurdu :). Şaka bir yana, o mesafeyi bisikletle geçmek hiç de kolay değildi. Fakat o mesafeyi bir daha bisikletle kat etmemek için evime yakın başka isler aramaya başladım ve başarılı oldum. Ve bu iş yerlerinde de farklı işler yaparak farklı işverenlerle muhatap olarak yine farklı tecrübeler kazandım.

Her şeyin bir bedeli var derler ya: işte Amerika’da ailenizden ve yakınlarımızdan binlerce kilometre uzaklarda kaldığınız zaman bunu hemen hissediyorsunuz. Bence, bu da farklı bir tecrübe. 3,5 ayın sonunda iş yerimizden son maaşlarımızı (çeklerimizi) aldıktan sora 3 arkadaşla birlikte ki orada arkadaşlarınız sizin aileniz oluyor, New York, Washington DC, Niyagara ve Chicago turu yaptık. Bunu kendi alın terimizle kazandığımız arabamızla yaptık. İnanın bu, hayatımda yasadığım en güzel duyguydu.

Kısacası, iyisiyle kötüsüyle böyle bir ABD rüyası yaşadım. Bir çok şey kazandığıma inanıyorum. Kesinlikle bir daha gitme şansım olsa yine giderdim ama şu an üniversitesinden mezun olmuş ve kendi ailesine yardımcı olmak sorumluluğu taşıyan biri olduğum için sizin kadar şanslı değilim. Keşke bir kaç kez gitmiş olsaydım dediğim az olmuyor.

Gitmeye karar verenlerin Allah önlerini açık etsin. Umarım sizler de gelecek yıllarda sizden sora gidecek olan arkadaşlarınıza tecrübelerinizi aktarırsınız. Sağlıcakla kalın…

TAMER İ.