//SELVER SEDA K.

Hayatınızın en mükemmel 3 ayını geçirdiğiniz şirin şehirden ayrılırken arkadaşlarınıza sarılıp hüngür hüngür ağlıyorsunuz.

Kendinize ne kadar güvenirseniz güvenin, ister istemez bir kaygıyla koyuluyorsunuz bu yola. Kocaman bir okyanus aşıp dünyanın diğer ucuna gidiyorsunuz. Orada iyi ya da kötü nasıl bir tecrübe yaşayacağınıza dair hiçbir fikriniz olmuyor. Saatler süren yolculuk ve jetlag etkisinin ardından shuttle servisi tarafından havaalanında unutulabiliyorsunuz. Ama bir şekilde kendinizi kurtarıyorsunuz. İşte WaT’ın en güzel yanı da bu. Hiç bilmediğiniz, hiç kimseyi tanımadığınız bir ülkede zorlu basamaklar çıkıyor karşınıza. Ve birer birer hepsini aşıyorsunuz. Kendi ayaklarınızın üstünde durmak, orta halli bir İngilizceyle derdinizi anlatmak ve sonunda işleri yoluna koymak. Ardından gelen inanılmaz bir özgüven ve cesaret hissi.

Benim maceram böyle başladı. En başta iş temposuna alışmak zor geliyor sonra kendinizi oranın bir parçası gibi hissediyorsunuz. Herkes kendi kültüründen bir parça koyuyor ortaya. Belki haritada yerini bulamayacağınız ülkelerden insanlar tanıyor ve onların kültürlerini öğreniyorsunuz. Tabi ki kendi kültürünüzü de tanıtıyorsunuz. Mesela bir bakıyorsunuz Jamaikalı ve Bulgar arkadaşlarınıza misket havası öğretiyorsunuz ya da iş yerinden bir Türk arkadaşınız kendisini kaptırmış ağır arabesk müzik mırıldanırken, bir Amerikalının dansıyla ona eşlik etmeye çalıştığını görüyorsunuz. Kasap havası eşliğinde 4 farklı milletten insanla halay çekiyorsunuz. Evinizden kilometrelerce uzakta bir aile daha ediniyorsunuz. Yorgun argın eve geldikten sonra uyumayı aklınızdan bile geçirmeden bahçenizdeki partilere koşuyorsunuz. Tatil günlerinizde okyanusa koşup kumsalda saatlerce güneşleniyor, akşamları da eğlencenin dibine vuruyorsunuz. Hiç tanımadığınız insanların samimi bakışlarına, gülümsemelerine, yanınızdan geçen herkese selam vermeye alışıyorsunuz. Ve hayatınızın en mükemmel 3 ayını geçirdiğiniz şirin şehirden ayrılırken arkadaşlarınıza sarılıp hüngür hüngür ağlıyorsunuz.

Benim için en az travel kısmı kadar güzel geçen work kısmını noktalayıp turist olarak yollara düşüyorsunuz. 3 ay çalışıp kazandığınız parayı dilediğinizce harcıyorsunuz girdiğiniz her mağazadan bir şeyler alıyorsunuz. Filmlerde gördüğünüz yerleri karış karış gezip yüzlerce fotoğraf çekiliyorsunuz. Maceranız bittiğinde ise hafızanıza kazınan sayısız anı ile New York üzerinden kalkan uçağınızdan aşağı bakıp “Bunu kesinlikle bir daha yapıcam” diyorsunuz…

Bana böyle bir tecrübe kazandırdığı için United Towers’a teşekkür ediyorum. Bu işe kalkışacaksanız United Towers tek tercihiniz olsun :)

SELVER SEDA K.
FOOD LİON – OCEAN CITY, MD – SUMMER 2014
GEDİZ ÜNİVERSİTESİ
EKONOMİ – 3. SINIF