//RIDVAN Ç.

Paradan ziyade parayla alınamayacak çok şey elde ettim…

Bulunduğumuz bu yerde (Alaska) sadece bir tane yol var oda 800 mt git gel yaparsanız 1600mt koşu parkuru gibi :) 1 tane market 2 tane bar var:) ve sürekli aynı insanlarla dolu. Yani artık insanları 100mt den tanır olduk :) Bu sosyal hayat gelelim doğal hayata ; bir taraf deniz(denizde değil okyanus) bir taraf aşılmaz girilmez bir ormanlık. yani ormandan da öte bir şey:) Bazen düşündüm dedim ki simdi burada bir tehlike olsa ne bileyim ayı çıksa nereye kaçabilirim? Sağ taraf okyanus yüzsem ne kadar yüzebilirim ki .sol taraf orman oraya zaten giremem eee? Yol boyu koşsam onunda sonu 800 mt sonra okyanus:). Yani aklıma bir anda Jurassic Park filmi geldi aynı çaresiz insanlar bir çıkış yolu bulamıyorlardı ya:)bu anlattığım buradaki doğal hayattı!

Gelelim iş hayatına; burası tam bir kurtlar sofrası diyebilirim! Gelmeden önce hayat tecrübeme güvenirdim Türkiye de ama burada iş hayatı çok farklı! Şunu söyliyim iyi ki beni buraya yollamışsınız niye derseniz çok resmi bir ortam olmadığı için insanları ve dolayısıyla Amerikalıları daha iyi tanıdım. İlk 10 gün bazı şeyler çok zoruma gitti zaten arkadaşımın zoruyla gelmiştim buraya o vize alamadı ben tek kaldım yani amaçsız geldim. Ben geldiğimde burada 15-20 Türk vardı.Fabrikada herkese görevler vermişler içinde bir tane bile Türk yoktu! Sözü geçen her ;ey yabancılarda yani ve bizim sayımız hepsinden çok ama işte biz Türkiye de böyle çekine çekine yanaşıp burada da aynı devam ediyoruz! Bi de bize öğretmişler kalıplaşmış İngilizce işte subject+object+verb bilmem ne :) Zaten onu düşünerek cümle kurucam diye 10 saat geçiyor karşındakine kendini iyi ifade edemiyorsun. Tabi bu benim için geçerli değildi çünkü ben en son 2003’te İngilizce dersi görmüştüm ve burada konuşmak zorundayım dedim! Kendimce kelimeleri toparlayıp bi çırpıda ne diyeceksem diyorum valla gayette iyi anlıyorlar :)

Sonuçta geldik buraya… herkes buraya para kazanmak için gelmiş ben arkadaş hatırına geldim ama artık benimki de bi amaca dönüştü hadi bismillah dedim:)Baktım benim ismim bunlara çok zor geliyo RIDVAN :) Babaannem bile zor söylüyordu zaten Amerikalı hiç söyleyemiyo :)Dedim ki bakın benim adım REDONE:) Dolayısıyla artik böyle hatırda daha iyi kalıyorum:) İlk 10 gün yabancıların buradaki ağırlıkları cok zoruma gitti ama hadi Amerikalı olsa tamam diycem onun ülkesi.Bir gün is çıkısı herkese `go home` dediler sonra bu supervisorimiz Betsy birde burada fabrikadan sorumlu Amerikalı bi adam arkamdan bağırdı REDONE SEN KAL!haydaa dedim noldu ki?Dediler bundan boyle şu grubun tüm sorumluluğu sana ait artık senden direktif alacaklar :) Şok oldum dedim ki ama benim İngilizcem o kadar iyi değil hani. Kem küm derken adamlar `hayır biz sana güveniyoruz yapacaksın!` dediler, ben de tamam dedim. Daha sonra o kadar ki fabrika sahibi ve managerlar ile fabrikaya finansman sağlayan büyük patronlarla yapılan toplantıya bende katılıyordum ve tek Türk’tüm içerde :) Dahası fabrika içinde artık öyle yabancılar bize kafa tutamaz oldu çünkü artık bizimde ağırlığımız vardı. Daha sonra bi arkadaş daha 15 gün sonra bi görev aldı falan yani artık fabrikada epey yetkimiz vardı. Hatta o zaman saat ücretimiz de artmıştı:) Grubumda 2 Türk vardı o günden sonra yani bunu gerçekten söylüyorum ilk 10 günden sonra her şey daha başka oldu ve benim grubum herkesten (freezer’cılar hariç:) çok çalıştı… Her paycheckte bize 200 dolar fazla geldi daha sonra saat ücreti 9 dolar oldu falan son zamanlara doğru durumlar değişti işte …Balık gelmemeye başladı ve patronlar yalan söylemeye başladı manager de bu çocukların hakkını yiyorsunuz bunlara söylenen yalanlara ben alet olamiycam diye sabah işi bıraktı gitti …ondan sonra durumlar çok değişti tabi :(

….ama gerçekten hayatıma dair çok değişiklik oldu burada! Fikri açıdan diyebilirim hani paradan ziyade parayla alınamayacak çok şey elde ettim… PİŞMAN DEĞİLİM :)

RIDVAN Ç.
ED BAHRT MANAGEMENT – PELIKAN, AK – SUMMER 2007
ERCİYES ÜNİVERSİTESİ
EĞİTİM BİLİMLERİ – 2.SINIF