//MİRLAN APSATAROV

Ben Washington, DC’deki Smithsonian Institutiona ait olan Amerikan tarihi müzesinde çalıştım…

Ben Washington, DC’deki smithsonian institutiona ait olan amerikan tarihi muzesinde calistim. Smithsonian institution dunyanin en cok muze zincirini barindiran, New York’ta subeleri ve Washington D.C deki hayvanat bahcesini de barindiran bir enstitudur.Temel kaynaklarini egitim ve arastirma yonlerine yatirim yapmaktadirlar.

United towers sirketinin yardimlariyla oraya gittim ve boyle bir isin work and travel programinda bir ilk oldugunu gordum.cunku wat programinin hep ufak tefek islere yerlestirdigini biliyordum.maas acisindan da baskalarina gore cok kazaniyorduk.Saatlik 10 dolar ve bu bizim icin iyi bir para idi.

Amerika’ya hep gitmek istemisimdir ve bunu sonunda yaptim da. Korkacak birseyin olmadigini gordum.hayatta biraz riske girmek gerektigini anladim.

Mesela arkadasim Ekrem Karakulak ile New York city ye gitmeye karar verdik ve otobuse atlayip gittik.cok buyuk bir sehir cikti karsimiza.ama biz metro haritasini aldik ve hersey yoluna dustu.mesela 50 kusur metro hatti var ve 10 kusur da kopru var sehirde.ama iyice gezdik.gorduk.en ilginc olani ise ozgurluk anitinin dibine gitmemizdi. Hep filmlerden gordugumuz anitin icinde 12 katta bulunuyorduk. İci muze imis.

Calistigim yerde bana karsi cok iyi davrandilar.hep sevdiler. Isimiz ingilizcemizi gerektirecek bir isti.cunku muzsteriler dunyanin dort bir tarafindan geliyorlar ve geziyorlar.biz ise muzenin hediyelik esya magazasinda calisiyorduk ve musterilerle hep ilgilenmek zorundasin.cunku ticaret ve hizmet pazarlamasi vardi ortada.

Musterileri muzenin uyesi haline gelmeleri icin ikna etmek lazimdi ve ilk ayda 18 tane yaptim.bu iyi bir gostergeydi.ama sonralari bu sayi 25 e kadar cikti. İngilizcemin gelistigini her gecen gun anliyordum. İlk onceleri telefonlari acmaktan utaniyordum.cevap veremem korkusuyla.ama sonradan musterileri kendim arar oldum.ingilizcem tamamen degisti.cok rahat konusabiliyorum su an. Washington D.C de calisir.Virginianin Fairfax kentinde otururdum.metroyla hergun 30 dakikalik yoldu.ve evdeki Chris arkadasimin yardimiyla da amerikayi baya cozdum. Gercekten de Amerika hakkinda bilmedigim cok seyi ogrendim.ve kulturunun orta asya veya turk kulturunden cok farkli oldugunu ogrendim. Genelde insanlar yardimsever konumunda ama cogu da robotlasmis goruntusu ciziyor. Cunku onlar cok calisiyorlar.hayatlari hep planli. Plansiz is yapmazlar. Sonucta Amerika ruyami gerceklestirmek benim icin cok buyuk bir avantaj oldu.hem ingilizce.hem kultur.hem arkadaslik.hem de cep harcligi bakimindan.

Benim icin kapilarinin her zaman acik oldugunu soylediler ve her zaman beklediklerini ilettiler. Menejerimiz Lester Wong da calistigimiza dair sertifika verdi ve en son gun menegerlerle yemege gittik turk restoranina.imam bayildi.kadin butu gibi yemekleri tattilar ve bize hediyelikler alarak cok iyi ugurladilar.tabii biz de Ekremle beraber onlara turkish delight dedikleri lokumlardan goturmeyi ihmal etmedik.

Su anda oradaki arkadaslarimla hala yazisiyorum ve keyif aliyorum. Yaz icin programim olmazsa bir daha gitmeyi dusunuyorum.

Herkese basarilar…

MİRLAN APSATAROV
SMITHSONIAN INSTITUTION – WASHINGTON, DC – SUMMER 2005
MARMARA ÜNİVERSİTESİ
İŞLETME – 2. SINIF