//İBRAHİM D.

Şaka yapmıyorum NY filmlerdeki gibiydi…

Yaşamınızda yeni bir yol arıyor. değişik kültürleri görmek istiyorsanız Work and Travel gayet uygun bir yol. Ben Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi 2. sınıf öğrencisi idim programa katılmak için başvurduğumda. Aslında yola çıkmam bile hayal gibiydi.

Geçmişte köyümün tozlu sarı topraklarında kurduğum hayaller. düşler ülkesine taşınıyordu. Ama okula başladığım yıl daha sonra göreceğim New York Metrosu ile ilgili dia gösterisi ABD ile ilgili görüşlerimde büyük değişikliklere yol açtı. Artık benim için bu yolculuk hayalden daha çok Amerika’nın bize mükemmel olarak sunulan kültürünü yakından görme ve özellikle de İngilizce pratik yapma açısından önem taşıyordu. Babamın desteği bu yolculuğun gerçeğe dönebileceğinin ilk sinyalleriydi. Ama bu 4 aylık programı babama ciddiyetle anlatmamın oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum.

En streslisi de vize almak

Vize için başvurduğumda zannedersem takvim Haziran ortasını gösteriyordu. Oldukça heyecanlıydım. Kalabalık bir sabah ABD Konsososluğu’nda vize için içeri alındım. İçerde de sıra en son bana gelmişti. O gün ABD’nin yanlış hatırlamıyorsam Portekiz ile maçı vardı. Ben içimden dua ediyordum Amerika’nın yenmesi için. Vize veren yalnızca bayanlar vardı. Erkekler ise maçı izlemeye gitti. Bir süre sonra iki erkek memur da geldi ve ABD’nin maçı kazandığını ordakilere sevinç içerisinde söyledi. Bu beni de ümitlendirmişti. Sıra bana geldiğininde 5 dakikalık bir görüşme yaptık. Elime bir numara tutuşturdu ve pasaportum onlar da kaldı. Ben görüşmenin olumsuz geçtiğini düşünerek vize alamamayaağım korkusunu tüm vücudumda hissediyordum. Birkaç saat üzüntü içinde dolaştım. Kendi kendime olmayacakmış. ne yapalım dedim. Ama elimdeki numara ne içindi? Niçin pasaportumu vermemişlerdi. Bir süre sonra güvenlikteki adama giderek bu numaranın vize anlamına mı geldiğini sordum. Onlar da evet dedi. Kapılar açılmıştı.

İlk gunlerimiz biraz sıkıntılı gecti.Daha sonra şirket yetkilileri bize Norfolk’taki tanıdıkları aracığılığı ile yardımcı oldular. Hepimiz birer işe ve birer eve yerleştik. Hatta ordaki Türkler bedava bir araba bile ayarladı. Dönüşte babamdan aldığım 2 bin doların dışında kendim de 3 bin dolar civarında para biriktirdim. Her ne kadar bu parayı elimde tutamasam da… Ama birkaç hafta önce ABD hükümeti vergisi belli bir rakamı geçmeyenlerin parasını geri iade ediyor. Bana da 600 dolardan fazla bir vergi iadesi geldi.

Dünya Türkiye’den ibaret değil

Orda tanıdığım insanlar bana kendi kültürümüzden daha farklı bir yaşamı gösterdi. Onlar daha farklı şeylere gülüyor. bizim esprilerimizi anlamakta zorlanıyorlar. Hasta olunca geçmiş olsun deyimini çok uğruşmama rağmen çalıştığım yerdekilere bir türlü anlatamadım. Bir süre bir otelde çalıştım. 16-24.00 saatleri arasındaydı. Günde 8 saati geçmiyordu il başlarda. Saat ücreti de 7 dolardı. İki ay sonra çalıştığım yere yakın bir motele taşındım. İkinci işi de buldum. sabah orda 6 saat kadar öğleden sonra ise diğer işteydim. İkinci işim houskeeperlık idi. Onlardan 6.25 dolar alıyordum. Türkiye için fena para sayılmazdı. Abd içinse pek de iyi değildi. İşe başladığmda bana bir yabancı olarak duydukları güvensizlik bir süre sonra doğu kültürünün izlerini bizlerin üzerinde görmesiyle yön değiştirdi. ikinci işim de genelde zenciler çalışıyordu. Çamaşırhanenin patronu ayrılırken bize dondurma almış ve seneye tekrar beklediğini söylemişti. Diğer işimdekilerde oldukça bizim için sıradışıydı. Beni geceleri çok fazla tanımadığım insanlar evime kadar görevleri olmadığı halde bırıyor. Patronumuz Kathy bir işçiden ziyade bir arkadaş gibi davranıyordu. iş zamanı iş diyordu ama onunla birçok konuda konuşuyor. tartışıyor. bizle ilgili merak ettiklerini soruyor. benim merak ettiklerime onlar cevap veriyordu. Evleri İstanbul ya da bir başka şehrinki gibi üst üste değildi. İnsanlar stresten uzak. yaşamdan gerçekten zevk almak için yaşıyordu. Her şey önce insan içindi. Devlet daireleri insanca davranıyor. her şeyi ona göre ayarlamışlardı. Şehrin gündüzleri hakimi beyazlar geceleri ise siyahlardı. Bir süre sonra 4 ay doldu ve geçmeye başladı. Artık geri dönme vakti gelmişti. Washington’u bir günlüğüne de olsa görmüş ama çok fazla fikir sahibi olamamıştım. Hatırladığım gittiğimiz araba ile yolumuzu bulamadığımız ve bir adamın bizi otobüs terminaniline kadar eskortluk etmesiydi. Türkiye’ye uçuşum New York’tan olacaktı.

New York’ta bir hafta

New York’ tek başıma gelmiş ve bir Türk’ün evinde kalıyordum. Planımı yapmış ve nerelere gideceğime karar vermiştim. Şaka yapmıyorum NY filmlerdeki gibiydi. Metropolitan Art Musuem. özgürlük Anıtı. 5. Cadde. Empire State. Brooklyn Bridge. Çin Mahallesi. Quens. New york ve Colombia Üniversiteleri’ni gezdim. Ama şimdi tekrar gitsem buralardan ziyade Amerika’nın öteki yaşamını görmek isterdim. Hayalin içinde hayal yaşamak gibiydi… Bu o zamanki tercihimdi. Giyim ve yeme ABD’de çok pahalı değil. Hatta bazı şehirleri oldukça ucuz. Ev kiraları yüksek yalnızca. New York diğer eyaletlere nazaran daha tehlikeli. Virginia’da birinin yüzüne baktığınızda size size Hi der mutlaka ama bunu NY görmek mümkün değil. NY

Subway(Metrosu) ise gerçekten muhteşem ulaşım açısından. Ama yerin altındaki bu öteki yaşamda başka hayatlarda var yukadakine karşın. Manhattan’da Hispenik ve Museviler oldukça fazla sayıda. Birçok iş yerinde başında kipalı Yahudileri görebilir. İspanyolca konuşulduğuna şahit olabilir. takım elbiselerinin altında kramponlar ile dolaşanlara hayretler içinde bakabilirsiniz. Her ne kadar sonradan oluşturulmuş bir kültürde olsa görülmeye değer. Bu anlattıklarım her ne kadar sadece Work and Travel’a ait olmasa da ABD’ye giden birinin yaşayacağı ve unutamayacağı hatıralar olacak. Acizane dilimle yaşadıklarımı umarım siz de yaşarsınız…

İBRAHİM D.
MARMARA ÜNİVERSETİSİ
4. SINIF