//HASAN ANIL Ö.

HASAN ANIL OÇim biçmek hiç bu kadar keyifli olmamıştı…

Gittiğim ilk günden elime çim biçme makinesi tutuşturuldu, tabii bu biraz keyfi bir işti, yardım amaçlıydı. Ama şu var ki  Amerika’da olmanın heyecanı ve hevesiyle o an tuvalet bile bile temizlesen bunu gülerek yapardım herhalde. Çünkü orada olmak çok farklıydı. İlk gün aklımın içinde sürekli “ulan Amerika’dayım, ulan Amerika’dayım resmen” sesleri… Aslında bunu gidince anlıyorsun, Amerika’da olmak o kadar da imkânsız ya da zor değil.

Programa katılmayı düşünmeye başladığım zaman geçen şubat ayıydı, üniversite 3. sınıftaydım. Aslında o zamana kadar hayatımda ne Work & Travel ne de Erasmus’u düşünmüş, araştırmış ya da gitmeye heveslenmiş biri değildim. Her şey bir gecede oldu. Arkadaşlar arasında yapılan sohbette aklıma yatan wat programını o gece eve gidip sabah kadar araştırdım, yorumları okudum ve ertesi gün kendimi United Towers ofisinde buldum. Nakit kısmını bir kenara bırak, mülakatlar ve vize görüşmeleri daha beni baştan korkutmaya başlamıştı. Kendimden emin olsam da her zaman içimde bir şüphe vardı. Uğraştığım onca işler arasında bir de bu programla uğraşmak ve eğer başaramazsam çok zor toparlanırım düşüncesi beni yiyip bitiriyordu. Ama her şey bir bir sırayla halloldu. Sponsor mülakatını geçtim ve ondan sonra da işverenle görüşüp kabul edildikten sonra geriye sadece vize görüşmesi kalmıştı. Vizemi de aldıktan sonra geriye sadece ulaşım stresi kaldı. Aktarmalar ve onca saat beklemeler…

18 Haziran günü Chicago O’hare havalimanından adımı dışarıya attığım an bir oh çektim ve bütün senenin stresi bir anda gidiverdi. Nelerle, kimlerle ve nasıl bir zorluklarla karşılaşacağımı biliyordum, kendimi hep kötüyü düşünerek hazırlamıştım ama öyle olmadı. Hayatımda geçirdiğim en güzel, en stressiz ve en kolay 3 aydı.

Anlatılacak o kadar şey var ki… Arkadaşlıklar, gezip gördüğüm yerler, başımdan geçen olaylar… Farklı milletlerden insanlarla bir arada olmak, çalışmak, yaşamak çok güzel bir deneyim.

Amerika’da olmanın tek kötü yanı bunun bir gün bitecek olmasıydı. Ve gidince anlıyorsun ki aslında dünya o kadar küçük değil. Travel kısmında yaptığımız yaklaşık 3 bin kilometre yol, yanınızdaki arkadaşlarla birlikte o kadar çabuk ve güzel geçiyor ki… O arabanın dili olsa da konuşsa diyorsunuz. En zor olan oradan ve o arkadaşlardan ayrılmaktı ama dedim ya, dünya küçük.

Bu güzel tecrübe için UT’a teşekkür ediyorum ve 2017 yazında yine orada olmak istiyorum.

HASAN ANIL Ö.
MC DONALDS – WISCONSIN DELLS, WI – SUMMER 2016
EGE ÜNİVERSİTESİ
GAZETECİLİK – 2. SINIF