//AYBEGÜM K.

AYBEGUM KZamanın nasıl geçtiğini hala kavrayamıyorum…

İlk başlarda ne yapsam diye çok ikileme düşüp, mart ayında bir anda karar verdim her şeye. Sorularımla Kâmile Hanım’ın -bulabileceğim en tatlı danışmandı çünkü- başını şişirip sonunda kendimi Bryce Canyon’u araştırırken buldum. Her mülakattan sonra şansa geçtiğimi düşünüp sonraki mülakat için kafayı yerken buluyordum kendimi. Ailemin abarttığımı söylemesini vizeyi yalnızca 30 saniyede aldığımda anladım. Bu sırada bilmediğim bir şehirden, bilmediğim biri çıktı karşıma Mert diye, vize sürecinde hep yanımda olup her gün arayan biri. Onunla New York’ta gezmek, kalmak, eğlenmek kaçınılmaz bir zevkti. Vize, uçak bileti derken kendimi bir anda atatürk havaalanında buldum arkadaşlarım ve ailem ile. O kapıdan geçtiğimde anladım “o an ne yaptığımı”. Bambaşka bir ülkede, bambaşka bir dil konuşurken buldum kendimi iner inmez. Biraz yalnızlık biraz heyecan vardı korkunun yerinde, deli cesareti mi dersiniz ya da başka bir şey kendimi couchsurfing’ten tanıştığım biriyle Vegas’ı gezerken buldum. Sonra her öğrencinin yapacağı gibi havaalanında sabahlamak ve kaybolmak…

Kendimi gündüze sıkışıp kalmış gibi hissediyordum, jet-lag değil bambaşka bir şeydi bu. Bryce’a vardığımda ise kendi ayaklarım üzerinde durabileceğime inanmıştım. Alışmam iki ya da üç gün sürmüşken kendimi bir anda balon festivalinde buldum. Orada tanıyabileceğim en güzel insanı tanıdım. Üç ay boyunca hiking’e gittiğim, kamp yaptığım, gezdiğim ve gezeceğim, buz devrini izlediğim hatta ben tırmanamam deyip kendimi Angels Landing’in zirvesinde bulduğumda yanımda olan Braden’ı tanıdım. Sonrasında İstanbul’da devam edecek Türk dostlar, hatta Türkiye’ye gelecek Amerikan arkadaşlıklar edindim. Zamanın nasıl geçtiğini hala kavrayamıyorum, çalışırken Türkiye’yi bilen uzun uzun sohbet eden insanlar hala aklımdalar iki üç gün önceki gibi. Şimdi kalan son bir aydayım, elimde üç ay sonra gideceğimiz Hindistan bileti ve benim deli cesaretim. Daha Amerika hikâyem bitmemişken, yepyeni bir kültür ile tanışmaya gidiyorum sevdiğim kişi ile. Üç ay sonra aileme kavuşacağımı nasıl biliyorsam, dört ay sonra Hindistan’da kavuşacağımızı biliyorum onunla. Ama yine de içimde buruk bir mutluluk. Çünkü biliyorum havaalanı kapısından geçeceğim ve tecrübelerimi, sevinçlerimi, gözyaşlarımı, anılarımı oturtacağım yan koltuğuma.

Türkiye’ye dönmenin verdiği mutluluk değil de kebap yiyecek olmamın mutluluğu var içimde ve aklımda Amerikan arkadaşlarımı İstanbul’da metrobüse nasıl bindirebileceğim. Benim hikayem daha bitmedi, yeni başlıyor. Biliyorum.

Yeni bir kültür, yeni insanlar ve insanlara anlatacağım beni cesaretlendiren öyküler. Beni havaalanında bekleyen arkadaşlarıma, vize sürecinde heyecanımı paylaşan Mert’e, aileme ve buradan uğurlayan insanlara teşekkür etmek az gelir diye minik hediyeler ile dönüyorum çantamda.

AYBEGÜM K.
FOREVER RESORTS AT BRYCE CANYON – BRYCE, UTAH – SUMMER 2016
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
GAZETECİLİK – 1. SINIF